Bir Gigabit hıza çıkabilen Bedava internet


Bugün bile hala dünya nüfusunun yarısın-
dan fazlası internete erişim sağlayamıyor.
Kullanıcıların da önemli bir kısmı sansür-
lenmesinden kaynaklanan sorunlar yaşa-
makta. Oysa internet, hayatımıza sağladığı
tüm faydaların yanı sıra, hatta hepsinden
önce bilgiye erişim özgürlüğü demek. Ve bu-
nun için de sansürsüz, kolay erişebilir, hızlı
olması gerekiyor.


İnterneti kimsenin kontrol edemeyeceği
söylense de aslında devletler tarafından
izlenip sansürlenmesi, telekom şirketleri
tarafından hızıyla oynanması, kişisel veri-
lerimizin hükümetlere ve büyük şirketlere
pazarlanmasıyla rahatsız edici bir şekilde
kontrol altında tutulmakta. Özgür interne-
tin tüm dünyaya yayılması ne bu devletle-
rin ne de bu tip şirketlerin arzu ettikleri bir
durum değil. Yine de gerçekleşmek üzere…
Çözüm: Uzaydan internet. Bunun için
internet hizmeti sağlayacak bir şirkete de
ihtiyaç kalmıyor. Hayalimizdeki gibi uygu-
lanabilirse bir de gözetlenemeyen, kullanıcı
bilgilerine erişilemeyen, veriye tamamen
özgür erişim imkânı sunabilecek bir sisteme
dönüşmesi söz konusu. Tesla ve SpaceX’in
kurucusu Elon Musk, uzaya gönderilecek
4.425 adet minik uyduyla kuracağı yük-
sek hızlı küresel internet erişimi için ABD
hükümetinden onay istedi. Musk tüm bu
uyduları yörüngeye oturtup gezegenimizi
battaniye gibi saracak bir kablosuz internet
erişim ağı kuracağını söylüyor. Aynı amaç
için yarışanlar arasında Boeing’in sahip ol-
duğu OneWeb isimli şirket ve Facebook’un
kurucusu Mark Zuckerberg de var. Yarış
şimdilik Zuckerberg ile Musk arasında ge-
çiyor diyebiliriz. Ama Zucker-
berg’in bu amaç uğruna uzaya
yollamak istediği 200 Milyon
Dolar değerindeki uydu, geç-
tiğimiz yılın sonuna doğru
SpaceX’in Falcon9 roketiyle
havalanmış, kalkışta yaşanan
sorun nedeniyle hem roket
hem de kargosu parçalanmış-
tı. Yani Zuckerberg’in başarısı
da şimdilik Musk’a bağlı. Sivil
ve askeri uçak üreticisi Boe-
ing’inse neden böyle bir girişime imza at-
mak istediği konusunda bazı şüpheler var.
Virgin Galactic’in kurucusu İngiliz milyar-
der Richard Branson da aynı amaçla yola
çıkmış, sonradan kendi özgün projesini yü-
rütmektense Boeing’in OneWeb projesine
destek olmaya karar vermişti. Branson’ın
defalarca dile getirdiği üzere, tek amacının
servetini artırmak olduğu biliniyor.
Konu dijital özgürlük olunca bunu bize
sağlayacak kişi ya da şirketlerin gerçek
amacını merak etmemek elde değil. Bir yan-
da kullanıcılarının bilgilerini hükümetlere
veren, hatta erişebileceği kişisel bilgilerin
sınırlarını genişletmek için Whatsapp’ı da
satın alan Zuckerberg, diğer tarafta dünya-
nın en büyük askeri uçak üreticilerinden
biri varken biz sıradan insanların kime,
nasıl güvenebileceğini kestirmesi de zor.
Tabii ki bunu başaran kim olursa olsun, her
şeyden önce veri aktarımı için kullandığı te-
lekom şirketlerine yüklü ödemeler yapmak-
tan kurtulacak ve küresel internet traiğini
ele geçirme fırsatı elde edecek. Amaç, tüm
dünyada, dileyen herkesin, istediği her yer-
den hızlı bir internet bağlantısına erişmesi. Gözetlenemeyen, özgür internet ikri, kulla- nıcılarının bilgileri peşinde olan Zuckerberg ismiyle yan yana gelince ironik bir durum ortaya çıkıyor. Sonuçta bu sistem, kişisel verilerin şirket ve hükümetlere satılmasını önlemek adına da umut vaat edici. Önü- müzdeki adaylara bakınca, şimdilik bunun için en güvenilir ismin Musk olduğu ortada. Hedei, saniyede 1 gigabit hıza çıkabilen sü- per hızlı bir internet ağı kurmak. Yani öner- diği model, mevcut duruma göre 200 kat hızlı internet bağlantısı demek. Elon Musk, onay alabildiği takdirde, projeyi en geç 2020 yılına dek tamamlayacağını söylüyor. Diyelim ki her şey yolunda gitti ve öz- gür internete kavuştuk. Dünyanın en ücra köşelerinde yaşayan insanlar bile internet hizmetinden yararlanıp, diledikleri bilgi- lere ulaşabiliyor olacaklar. Ama gerçekte özgürlüğün sürmesi için, uzaydan yayın yapan internetin asla hacklenemeyeceğini bilmek de harika olurdu. Ve bunun için ihti- yacımız olan şey kuantum uydular. Bunlar kuantum şifreleme tekniği kullanıyor ve bunu yaparken kuantum dolanıklıkla bir- birine bağlanmış fotonlardan yararlanıyor. Bu şekilde bağlanmış iki foton birbirine çok uzak noktalarda olsa bile, birine müdahale edilirse diğeri de bundan etkilenir. Tek so- run, bu fotonları birbirinden ayırıp, her bi- rini uzağa taşıyabilmek. Çin, geçtiğimiz yıl fırlattığı dünyanın ilk kuantum uydusunu yörüngeye başarıyla oturttuğunda bu soru- nu çözdüğünü duyurmuştu. Uzaydan, Çin ve Avusturya’daki istasyonlara kuantum anahtar denilen, birbiriyle dolanık foton- lara bağlı şifreleme anahtarları yollayacak olan uydu, hacklenemeyen veri aktarım sisteminin ilk adımlarını attı. Bu kuantum anahtarlardaki şifrelemeyi çözmek müm- kün değil. Bir kuantum bilgisayar kullan- sanız bile bunu başaramazsınız. Uydunun hedelenen testleri başarıyla sonuçlanırsa, 2030 yılında küresel bir sisteme dönüşebile- ceği söyleniyor.

 

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir